Domain Satın Almak Ürün Yapmak Değildir

Domain Satın Almak Ürün Yapmak Değildir

Lokman Çetin
23 Haziran 2024
3 dk okuma süresi

Yeni bir fikir gelince benim aklım bazen problemden önce isme gidiyor. Birkaç kelimeyi yan yana getiriyorum, domain boş mu diye bakıyorum. O güzel isim gerçekten boşsa heyecan bir anda yükseliyor: “Bunu hemen almalıyım.” Karttan ödeme geçince de sanki ürünün yüzde onu bitmiş gibi tuhaf bir rahatlama geliyor. Ben bu küçük oyuna birkaç kez düştüm.

Domain satın almak kötü bir şey değil; hâlâ eğlenceli buluyorum. Tehlikeli olan, o beş dakikalık heyecanı gerçek ilerleme sanmak. Çünkü ertesi akşam bilgisayarı açınca domain orada duruyor, ama problem ve kullanıcı soruları hâlâ masada.

İsimden öğrenmeye ürün yolculuğu

Domain bize ne verir?

İyi bir domain isim, adres ve bazen motivasyon verir. Landing page yayınlamayı, e-posta adresi açmayı ve fikri başkalarına anlatmayı kolaylaştırabilir. Erken alınması gereken, marka açısından değerli isimler de vardır.

Ama domain şunların hiçbirini tek başına vermez:

  • Çözülmeye değer bir problem
  • O problemi yaşayan erişilebilir kullanıcılar
  • Kullanıcının neden mevcut çözümünü bırakacağı
  • Dağıtım kanalı
  • Çalışan ürün
  • Tekrar kullanım veya ödeme sinyali

Domain’i satın aldığımız anda bu zor soruların hiçbiri cevaplanmış olmaz. Yalnızca yıllık yenileme tarihi olan yeni bir varlığımız olur.

En kolay adımla başlama tuzağı

İsim seçmek, logo düşünmek ve teknoloji stack’i belirlemek kontrol edebildiğimiz işlerdir. Kullanıcıyla konuşmak, fikrin gereksiz olduğunu öğrenmek veya distribution problemiyle yüzleşmek daha rahatsız edicidir. Bu nedenle belirsizliği azaltmayan ama üretken hissettiren adımlara yönelebiliriz.

Hevesimi tamamen öldürmeden kendime küçük bir fren koymaya çalışıyorum. Yeni bir domain’den önce en az şu sorulara cevap arıyorum:

  1. Bu problem kimde ve ne sıklıkta oluşuyor?
  2. Bugün nasıl çözülüyor?
  3. İlk kullanıcıya nereden ulaşacağım?
  4. Domain almadan hangi varsayımı test edebilirim?
  5. Bir hafta içinde gösterebileceğim en küçük çalışan çıktı ne?

Bu soruların cevabı yoksa domain kıtlığı değil, problem belirsizliği yaşıyorum.

Sunk cost domain ile bitmiyor

Domain’i aldıktan sonra “Artık yapmalıyım, para verdim” düşüncesi geliyor. Sonra hosting, logo, sosyal medya hesabı ve repo ekleniyor. Küçük maliyetler birleşip fikri objektif değerlendirmeyi zorlaştırıyor. Projeyi kapatmak, kötü fikri bırakmak yerine yatırımımızdan vazgeçmek gibi hissettirebiliyor.

Oysa domain maliyeti genellikle en küçük maliyet. Asıl maliyet dikkat. Bir proje için açılan her repo, backlog ve deployment zihinsel bakım gerektiriyor. Aynı anda çok sayıda yarım ürün ekranda etkileyici görünebilir. Sekmeler, repolar, güzel isimler... Ama çalışan tek bir küçük ürün çoğu zaman onlardan daha değerlidir.

Benim yeni karar çerçevem

Yeni fikirleri dört duruma ayırmak işe yarıyor:

  • Buy: İsim stratejik, risk düşük ve yakın zamanda test var.
  • Build: Problem kanıtlandı; sıradaki adım çalışan küçük ürün.
  • Park: Fikir değerli olabilir ama şu anda kapasite veya distribution yok.
  • Kill: Problem zayıf, kullanıcıya erişim yok veya öğrenme tamamlandı.

Park etmek başarısızlık değildir. Bir fikri sürekli yarı aktif tutmaktan daha dürüsttür. Kill kararı da harcanan emeği değersizleştirmez; bir varsayımın maliyetini sınırlar.

Domain ne zaman önce alınmalı?

Kısa, gerçekten ayırt edici ve kaybedilmesi projenin adlandırmasını zorlaştıracak bir isim bulduysam domain’i erken alabilirim. Aynı şekilde birkaç gün içinde landing page veya prototype yayınlayacaksam domain doğrudan dağıtım aracıdır. Fakat “belki bir gün yaparım” tek gerekçeyse, tarayıcı bookmark’ı çoğu zaman yeterlidir.

Domain almaktan vazgeçmiş değilim. Sadece artık satın alma ekranını bitiş çizgisi değil, olsa olsa ayakkabıları bağladığım an olarak görmeye çalışıyorum. Ürün ondan sonra başlıyor: birine göstermek, çalıştırmak, utanmadan geri bildirim istemek, bazen fikri bırakmak ve bazen de ertesi akşam yeniden oturup düzeltmek.

Yorumlar